(I set fire to the rain - Türkçe (Adele) - tercüme - çeviri )
Yağmuru ateşe verdim;
Düşmesine izin verdim kalbime.
O düşerken, sen tutmaya kalktın.
Karanlıktı, ölüyordum,
Ta ki sen dudaklarımdan öpüp beni kurtarana kadar.
-
Ellerim.. Güçlüdürler..
Ama dizlerim, ayaklarına kapanmadan , beni
kolların arasında tutabilecek kadar güçlü değil
-
Senin hiç ama hiç bilmediğim bir yönün var.
Söylediğin her şey;
Hepsi, hepsi yalandı..
-
Oynadığın oyunlarda..
Zaten hep sen kazanırdın.
-
Ama ben yağmuru ateşe verdim;
Yüzünü okşarken, yağışını izledim.
Ben ağladım. O da yandı.
Çünkü çığlık atıyordu, senin ismini.
-
Yanına uzandığımda,
Gözlerimi kapatıp,
Öylece kalabilirdim.
Ömrüm boyunca yanımda olacağını hissederdim.
Sen.. Ben.. Birlikte..
Daha iyisi olmazdı.
-
Ateşe verdim yağmuru,
Bizi de alevlere attım.
Evet, bir şeylerin öldüğünü hissettim.
Çünkü biliyordum, bu sondu , sondu..
-
Bazen kapının sesiyle uyanıyorum;
Çaldığın şu kalp, seni bekliyor olmalı.
Her şey bitmiş olsa da;
Seni özlemekten alıkoyamıyorum kendimi.
-
Ama ben yağmuru ateşe verdim;
Yüzünü okşarken, yağışını izledim.
Ben ağladım. O da yandı.
Çünkü çığlık atıyordu, senin ismini.
-
Bırak yansın..
( Bana da böyle geldi. Öyle hissettim)
9 Haziran 2013 Pazar
27 Ocak 2013 Pazar
Çölün Serabı Olur
Çölün ortasında, güneşin kavurucu sıcağında; buz gibi akan bir pınardın. Serap olduğunu anlamamak benim hatamdı...
10 Haziran 2012 Pazar
Nefes
Sigarayı bırakmak kadar zordu seni unutmak;
Her gece aklıma vurdun.
Unuttum sandığımda, krizlerle döndün..
Ama değdi, zorla bıraktım.
Ne lanet bir şey olduğunu anladım.
Bir illettin, eziyettin, bağımlılıktın;
Tükettin, kirlettin..
Yaşadığımı hissediyor;
Aldığım nefese doyamıyorum şimdi..
Elime aldığım güne lanet olsun sizi..
Her gece aklıma vurdun.
Unuttum sandığımda, krizlerle döndün..
Ama değdi, zorla bıraktım.
Ne lanet bir şey olduğunu anladım.
Bir illettin, eziyettin, bağımlılıktın;
Tükettin, kirlettin..
Yaşadığımı hissediyor;
Aldığım nefese doyamıyorum şimdi..
Elime aldığım güne lanet olsun sizi..
9 Haziran 2012 Cumartesi
14 Şubat 2012 Salı
Trabzonspor mu? Sevgili mi?
Uzun zamandır aklımda olan bir yazıydı. Hazır da sevgililer günü gelmişken, tam zamanı dedim. Bu yazıyı okuduktan sonra önce Trabzonsporluluk hakkında bildiklerinizi gözden geçireceksiniz, tüyleriniz diken diken olacak, sonra evet ya, ben de öyleyim aslında deyip kendinizi bulacaksınız bu yazıda. Bu bir bireyin kendini tanıma yazısıdır.
En büyük Trabzonsporlu benim. Muhtemelen sizin için de sizsiniz. Tayfa oluşumunun çok sevdiğim bir sözü vardır. "Düşünsene sevgilim, seni Trabzonspor kadar sevdiğimi." Bilmeyenlere abartı gelebilir. Ama kaç insan, sevgililer gününde , bunu duvarında paylaşabilir? Tayfa sayfası bu yazıyı sevgililer gününde yayınlıyor, ve yüzlerce insan da profilinde paylaşabiliyor. Kızların ne kadar alıngan ve hassas olduklarını biliyoruz. Ya bunu bir kız erkek arkadaşına söylerse? Aşklar araya Trabzonspor'u kabul eder mi? Dinleyin bakalım...
İnternet üzerinde saatlerce Trabzonspor konuşarak tanıştığım ama hiç görüşmediğim bir arkadaşım. İsim veriyorum, Burak Aydın. Kendisi Trabzon'da yaşamıyor. Gurbetçi. Üstüne bir de Dubai'ye gidiyor iş için. Aylarca memleket özlemi çekiyor, netteki sohbetlerimizle hasretini dindirmeye çalışıyor. En çok Trabzonspor'u özlediğini anlamak zor değil.
Bir de kız arkadaşı var Trabzon'da. Çok seviyorlar, ciddiler ve sanırım düğünleri yakındır. Allah tamamına erdirsin deyip devam edelim. Dubai'den dönüp Trabzon'a ayak bastığı gün, Meydan'da bir yemek yeyip ilk kez yüz yüze buluşmamızı kutluyoruz. Ayağının tozuyla. Bir arkadaşı ve kız arkadaşı ile otururken, sanal dostluğumuzu reele çevirmek için müsaade istiyor yanıma geliyor, biz saatlerce Trabzonspor konuşuyoruz. Israrla çalan telefonu meşgule almasına içim el vermiyor. Sonuçta sevgilisi de özlemiştir, hakkıdır deyip hadi sen git diyorum.
Aynı gün Trabzonspor'un Gençlerbirliği maçı var. Diyor ki, ya çok gelmek istiyorum ama, şimdi kız diyecek ki gelir gelmez Trabzonspor mu, bozmayalım arayı beraber Bordo Mavi'de izleriz. Ben de hak veriyorum ve ayrılıyoruz.
Biz de arkadaşlarla topluca gidiyorduk, 2 arkadaşımız son anda gelemeyince, ben de Burak'ı arıyorum. Maça 45 dakika var. Kardeşim bak 2 bilet boşa çıktı diye çatlatma vereceğim. Burak, "Valla mı abi, yaa, şey, tamam abi geliyoruz, nerde buluşalım" diye kararsızlık ve eminlik arasındaki o ince çizgide dans eden bir ses tonuyla sordu. Ben de, kardeşim emin misin bak sonra benim yüzümden ayrılmayın diye vicdan azabımı belirttim. Yok abi tamam geliyoruz dedi. Kız arkadaşıyla vedalaşıp eve gönderdi kızımızı. Yakın arkadaşını da aldı maça geldi.
Buluştuk ama ben hala vicdan azaplarındayım. Kendi sevgilime bunu yaptığımı düşünüyorum, o melek yüzlü kız nasıl birden tek dişi kalmış canavara dönüşüyor görüyorum. Ve iki cümlede bir, şaşkınlıkla Burak'a bakıp, "La sana helal olsun deyip" gülüyorum. Kız arkadaşının alınganlığından bahsediyor. Abi bişey olmaz alırız gönlünü er geç diyor. Ama yüzünde korku dolu bir ifade de yok değil. Ama Trabzonspor'u izleyecek olmanın da mutluluğunu görüyorsunuz çok net.
Buraya kadar olan kısımda bile bir çoğunuzun takdirini kazandı bu çocuk. Ama asıl mevzu bu değil. Dört , beş kez ben ya sana helal olsun diye şaşkınlığımı belirttikten sonra ne dese beğenirsiniz? " Ya abi hepsi tamam da , bugün doğum günü olmasaydı iyiydi..."
Sonuç bölümünü siz kendinize göre yazın, burda kelimeler tükendi.
En büyük Trabzonsporlu benim. Muhtemelen sizin için de sizsiniz. Tayfa oluşumunun çok sevdiğim bir sözü vardır. "Düşünsene sevgilim, seni Trabzonspor kadar sevdiğimi." Bilmeyenlere abartı gelebilir. Ama kaç insan, sevgililer gününde , bunu duvarında paylaşabilir? Tayfa sayfası bu yazıyı sevgililer gününde yayınlıyor, ve yüzlerce insan da profilinde paylaşabiliyor. Kızların ne kadar alıngan ve hassas olduklarını biliyoruz. Ya bunu bir kız erkek arkadaşına söylerse? Aşklar araya Trabzonspor'u kabul eder mi? Dinleyin bakalım...
İnternet üzerinde saatlerce Trabzonspor konuşarak tanıştığım ama hiç görüşmediğim bir arkadaşım. İsim veriyorum, Burak Aydın. Kendisi Trabzon'da yaşamıyor. Gurbetçi. Üstüne bir de Dubai'ye gidiyor iş için. Aylarca memleket özlemi çekiyor, netteki sohbetlerimizle hasretini dindirmeye çalışıyor. En çok Trabzonspor'u özlediğini anlamak zor değil.
Bir de kız arkadaşı var Trabzon'da. Çok seviyorlar, ciddiler ve sanırım düğünleri yakındır. Allah tamamına erdirsin deyip devam edelim. Dubai'den dönüp Trabzon'a ayak bastığı gün, Meydan'da bir yemek yeyip ilk kez yüz yüze buluşmamızı kutluyoruz. Ayağının tozuyla. Bir arkadaşı ve kız arkadaşı ile otururken, sanal dostluğumuzu reele çevirmek için müsaade istiyor yanıma geliyor, biz saatlerce Trabzonspor konuşuyoruz. Israrla çalan telefonu meşgule almasına içim el vermiyor. Sonuçta sevgilisi de özlemiştir, hakkıdır deyip hadi sen git diyorum.
Aynı gün Trabzonspor'un Gençlerbirliği maçı var. Diyor ki, ya çok gelmek istiyorum ama, şimdi kız diyecek ki gelir gelmez Trabzonspor mu, bozmayalım arayı beraber Bordo Mavi'de izleriz. Ben de hak veriyorum ve ayrılıyoruz.
Biz de arkadaşlarla topluca gidiyorduk, 2 arkadaşımız son anda gelemeyince, ben de Burak'ı arıyorum. Maça 45 dakika var. Kardeşim bak 2 bilet boşa çıktı diye çatlatma vereceğim. Burak, "Valla mı abi, yaa, şey, tamam abi geliyoruz, nerde buluşalım" diye kararsızlık ve eminlik arasındaki o ince çizgide dans eden bir ses tonuyla sordu. Ben de, kardeşim emin misin bak sonra benim yüzümden ayrılmayın diye vicdan azabımı belirttim. Yok abi tamam geliyoruz dedi. Kız arkadaşıyla vedalaşıp eve gönderdi kızımızı. Yakın arkadaşını da aldı maça geldi.
Buluştuk ama ben hala vicdan azaplarındayım. Kendi sevgilime bunu yaptığımı düşünüyorum, o melek yüzlü kız nasıl birden tek dişi kalmış canavara dönüşüyor görüyorum. Ve iki cümlede bir, şaşkınlıkla Burak'a bakıp, "La sana helal olsun deyip" gülüyorum. Kız arkadaşının alınganlığından bahsediyor. Abi bişey olmaz alırız gönlünü er geç diyor. Ama yüzünde korku dolu bir ifade de yok değil. Ama Trabzonspor'u izleyecek olmanın da mutluluğunu görüyorsunuz çok net.
Buraya kadar olan kısımda bile bir çoğunuzun takdirini kazandı bu çocuk. Ama asıl mevzu bu değil. Dört , beş kez ben ya sana helal olsun diye şaşkınlığımı belirttikten sonra ne dese beğenirsiniz? " Ya abi hepsi tamam da , bugün doğum günü olmasaydı iyiydi..."
Sonuç bölümünü siz kendinize göre yazın, burda kelimeler tükendi.
8 Şubat 2012 Çarşamba
Son Kullanma Tarihi
Ağzı açık kalmadıkça bozulmaz aşklar..
Oda sıcaklığında bir ömür dayanır.
Aşk bir gün biter diyenler! Size sözüm,
Aşıklardır bir gün bitenler!
Son kullanma tarihi yoktur aşkın.
Milyon sene evvel bir kıvılcımın,
Kalplerdeki yangınıdır aşk.
Şarap mı dersin, turşu mu dersin,
Bekledikçe güzelleşir aşk…
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)